20 Nisan 2017 Perşembe

erasmus günlükleri 2 - kahrol alamanya

ERASMUS GERÇEKLERİ KARŞISINDA BEN
Başlık sizi yanılmasın, gideceğim ülkeyi de şehri de bilerek ve isteyerek seçtim, ve şu an çok da mutluyum. Ama her güzelin bir kusuru, her gülün bir dikeni var, işte bu yazıda onlardan bahsedeceğim. Erasmus'a giden arkadaşlarınız çok çaba sarfettikleri, hevesinizi kırmak istemedikleri ve beyin kötü anıları sildiği için bu tarz şeyleri genelde anlatmazlar, ben hazır taze taze yaşanmışken anlatayım, okuyanlar da hazırlıklı gitsin dlfhfkj. İşte Almanya'da beni kahreden detaylar, sıralı tam liste:

1. Yurt tam takır kuru bakır idi
Buraya gelmeden önce ilk dönem evde, geri kalan zaman da özel yurtta kaldığım için bir anda sadece dolaplar, iki gözlü bir ocak ve küçük bir lavaboyla basit bir tuvalet alanı olan minnak odamı garipsemiştim. Çok piremses bir dert gibi gelebilir ama özel yurtta nevresim takımı dışında yastık yorgan vb. veriyorlardı, temizlik ve yemek de benim elime bakmıyordu sjfhdkjf burada okulun sağladığı gönüllü "student buddy"m olmasa iki gün yastıksız, yorgansız kalakalacaktım. Yastık ve yorganı kendiniz almanız gereken yerde direkt wifi beklemezsiniz herhalde. İnternetim tam 2. haftamın ortasında geldi, o da nasıl oldu anlatacağım...

2. Ölene geberene kadar evrak 
yazının ana fikrisjdşfhjfşlf
Almanya neydi... Almanya evraktı. Vizede bir ton şey getiriyorsunuz ve onların sadece beşine filan bakıp sizi stresten geberttikten sonra şengeni veriyorlar ya, işte ülkenin geri kalanı için de o geçerli. İnternetten devlet işleri yapmak, seseka durumu bakmak randevu almak filan yok, ülkenin yaşlı nüfusu çok olunca skhdkdhfj Bu sürekli yüzyüze görüşüp evrak verme meselesine bir de vatandaşına insan muamelesi yapan ülkenin standart çalışma saatleri eklenince, Türkiye'de bir gün alan şey burada üç gün sonra anca yapılabiliyor, ha Türkiye'deki gibi baştan savma, kabaca, tahammülsüz yapmıyor kimse işini. Yine de bunaltıcı olabiliyor, mesela internet dedik, burası TEEEĞĞĞĞKNİK ÜNİVERSİTE olduğu için kendi bağlantısı var ve bağlantı için çıkartmamın 1 hafta aldığı öğrenci kartı, bilgisayar işlerinden aldığım şifre ve kullanıcı adı, ayrıca da kimsenin bana anlatmadığı, sonradan zurnanın zart dediği yere gelince yurdun danışmanının gösterdiği bir form doldurmam gerekiyor, o formun da onaylanması gerekiyor ki odamdaki sokete bağlantı gelsin, ben de 6 ay için 30 euroya aldığım modemden nete girebileyim... Normalde bu işlem 2 gün alır, tabii çalışanların yerini, ofis saatlerini ve neyi ne zaman yapmanız gerektiğini biliyorsanız. Ben bilmediğim için 4 günlük resmi tatilde (Paskalya tatili) zaten arkadaşsızken bir de internetsiz kaldım, delirmenin eşiğine geldim, 3. kattan atlamamak için kendimi zor tuttum....... bi de bize tatilci derler peh.

3. Wie bitte? (TR: Ne diyon hemşerim?)
ama burda hep gerizekalıyım :\
Buraya gelmeden önce Almanca bilginiz kısıtlıysa, en çok kuracağınız cümle bu olacak. Şanslıysanız kasiyerler, memurlar ve hatta üniversitedeki yemekhane görevlileri size tahammül edecekler ve bir şekilde anlaşacaksınız. Ama tek kusuru 1 ay öncesinden başlaması olan Almanca kursuna yazılmadığınız için kendinize biraz söveceksiniz. Burası üniversiteye odaklı bir şehir olduğu için yabancı öğrenci çok, sadece Avrupalı değil Hintli, Pakistanlı ve bolllllca Çinliyle Koreli var, yani bu durumda olan tek ben olmadığım için kendimi mutlu hissettim, yine de aşırı basit şeyler için gugıl transleyt ihtiyacı hissetmek biraz bunaltıyor insanı, sokakta biri birşey dediğinde o anda cevap veremeyip GERİZEKALI durumuna düşmek de cabası.

4. Çok köpek gördüm, hiçbirini sevemedim...
Sıra "derdini skeyim" maddesinde. Türkiye'de parklarda, bahçelerde köpek gezdiren eli yüzü düzgün biri görürsem en kibar ifademi takınır, en nazik sesimle sorarım "Sevebilir miyim?". Ancak burada nasıl soracağımı, nasıl yaklaşacağımı bilemiyorum, sanırım sokaktan geçen birinin de köpek sevmesi yaygın değil buralarda skhdkd Köpeklerin hepsi çok şirin, neredeyse hepsiyle bakışıyoruz ancak özlemle uzaklaşıyoruz birbirimizden her zaman, sahipleri de pis pis bakıyor, valla göz dikmiyorum arkadaş yoksa burada norm dışı bişey mi yaptığım? Geçen öğlen okuldan çıkarken bir nineyle dede torunlarını gezdiriyordu, torun bisiklet sürmeye çalışıyor ve 3-4 yaşında filan, yanlarından geçerken çocuğa bakıp gülümsedim, sonra bir baktım nine bana MERABANA MERABA KARDEŞŞŞŞŞ der gibi bakıyor. Sanırım ben çok ayıp ettim...

5. Buralara buralara...
Yaz günü kar yağıyor canım. Tamam abarttım yaz değil de baharda yağdı. 18 ve 19 Nisan tarihlerinde aralıklarla devasa taneler halinde karlar yağdı buralara, sonra da tşak geçer gibi güneş açtı. Almanya'nın havası, buranın Mart'ının oranın Nisan'ı olduğu bilinmeyen şey değil ama bu kadarını da beklemiyordum, ve sıkı durun hava çok da sıcak değilken hala, KISA KOLLUYLA GEZENLER görüyorum. Yav hadi evler güzel ısınıyo burda, evde gezersin de hava 4 derece, arkadaşım sen napıyorsun? Napıyorsunuz siz ya? Napıyorum ben ya sjdhkhdjdkhdj hof başı kesilmiş tavukluk halinden yeni çıktım da ben. Basit dertleri hallettim, şimdi iş arıyorum grip oldum o bitince yüzmeye de gidicem, gezmeye de gidicem YAŞIYCAM BU HAYATI...

5 Nisan 2017 Çarşamba

erasmus günlükleri 1 - ilk izlenimler\sürüngahlık


berlin uçağından inince ben
bunu sadece Başak abla istediği için yazıyorum yoksa yazmaya değer bişey yaşanmadı sljfkd
2 aya yakın bir süredir bekliyordum ve sonunda hayatımdaki en büyük değişimlerden biri gerçekleşti. Cumartesi günü 6 ayımı orada geçirmek üzere Doğu Almanya'nın pek bilinmeyen bir şehrine doğru yola çıktım. Giderken aşırı heyecanlı ve hevesliyim, gerçi hala öyleyim çünkü daha ilk haftam bile dolmadı ve resmi evrakları halletmekten ortamlara pek akamadım. Cumartesi akşamı Berlin'den otobüse binip (uçakta da otobüste de kimse yanımda yoktu, yayılarak geldim ama bu şansımın bedelini de bir güzel ödedim) şehre geldim, bir güzel kayboldum ve üniversitenin bana sağladığı gönüllü student buddy'm tarafından bulundum, o sırada da şans eseri 3 Türk kızla tanıştım, ikisi benim gibi Erasmus öğrencisi, biri ise master öğrencisi, üçü de benden erken gelmişler ve şehre alışmışlardı. Ben ise bir yetim, bir öksüz, bir küçük Emrah gibi yemek bulunacak sayılı yerlerden yemek buluyor, alışveriş listesi yapmaya çalışıyor ve sadece basit ev eşyaları (minik bir mutfak ve tuvalet, birkaç raf ve bir dolap, bir masa, bir sandalye ve bir yatak) bulunan kendime ait bir oda'da gelecek günlerin hayalini kuruyordum ve kafamda bir sürü plan yapıyordum. Bu üç günde o kızları daha yakından tanıma şansım oldu, onları fazla "party monster" bulsam da anlıyordum çünkü Türkiye'dekinden çok farklı bir ortamdaydık ve kafamızda sadece dersler olamazdı. Hepimiz insandık, insanız! Pazartesi geldiği gibi belge işleri biter bitmez alışveriş yaptım, çatal-bıçak-kaşık ve tabaklardan yoksun olmama rağmen (bana hediye ettikleri bir kupam vardı) yemek yiyebilecektim, ayrıca nevresimlerim ve basit temizlik malzemelerim de olmuştu. Bu üç günü ne wifi ne de bir kitap olmadan (çünkü MALIM) zamanı geçirmenin yollarını bulmaya çalışarak, hangi dersleri alacağıma karar vererek, eksikleri tamamlayarak ve zavallı student buddy'mle belgeler için koşuşturarak geçirdim, belgeler hala gitmedi, hala eksiklerim var ama en azından yan odadaki asosyal çocuğun wifi şifresini aldım, yani öğrenci kartımı alana, sipariş ettiğim modem gelene ve bütün bunlar birleşene kadar en azından sıkıntıdan ölmem dhfkdfjfjf Sonraki hedefim öğrenci kartımı alıp eyalet boyunca bedava tren seyahati avantajından yararlanıp haftasonunda Leipzig üzerinden Berlin'e gidip oy kullanmak, biraz da gezmek skhkd Bir boklar yedik, bir şeylere başladık, hadi bakalım. Ben iyi hissediyorum, bu yazıyı okuduysanız siz de nazar değdirmeyin İNŞALLAH DİYİN SİZİN DE OLSUNKSHFLFDFKDJKGHJFKJJGKF

Yazının sonunda benim gibi Erasmus'a gidecek kader mahkumlarına da birkaç tavsiye vermeyi unutmayayım:
1. Hibeye güvenmeyin. Yanınızda ne kadar para olursa o kadar iyi.
2. İlk hafta çok zor geçecek ama yardım istemekten çekinmeyin.
3. Gideceğiniz yeri İYİCE araştırın. Google Maps'ten filan nereye nasıl gideceğinizi indirin, offline harita uygulamalarına başvurun, 1 saat boyunca kaybolmanızı gerektirmeyecek ne varsa onu yapın.
4. Okulun muhtemelen kendi ağı vardır, ondan wifi bulmanız zor olabilir. Bağımlılığınızın farkında olun ve hayatta kalmaya çalışın...............